Ülkemizin ciğerleri yanıyor…
Önce Bursa, şimdi de Çanakkale çayır çayır yanıyor/yakılıyor…
Canlarımız, millî servetimiz ve ormanlarımız göz göre göre yok oluyor. Acımız büyük ve tarif edilemeyecek kadar da derin. Ülke olarak hepimize büyük geçmiş olsun…
Ülke yangın yerine dönmüşken, birileri tam da “Mahalle yanarken saçlarını taramak” deyimine uygun düşen bir davranış ve tabirle, LGS sınavı üzerinden İmam-Hatip Liselerine iftira, yalan ve çarpıtma içeren, aslı astarı olmayan haber içerikli saldırılar başlattı.
Neymiş efendim: Bursa Mahmut Celalettin Öktem İmam-Hatip Lisesi’nde 36 öğrenci LGS sınavında hiç yanlış yapmamış ve birinci olmuş. Bu mümkün değilmiş… “Nasıl olmuş?” gibi ucu açık sorularla hem LGS sınavına hem de İmam-Hatiplerin başarısına şaibe karıştırılmak isteniyor.
Yapılan küçücük bir araştırmayla bu iddianın da öncekiler gibi bir yalandan ve iftiradan ibaret olduğu anlaşıldı. Ama “çamur atıldı”… Şimdi de izinin kalıp kalmayacağına bakılıyor. Oysa çamur atmaktan ismi “yalancı çoban”a çıkmış olanlar, dönüp kendi ellerine ve toplum nezdindeki güvenilirliklerine bakmayı akıllarına getirmiyorlar. Ya da getiriyorlar da bakmak işlerine gelmiyor…
İmam-Hatip Liseleri, zamanında ülkemizin mevcut şartları gereği ihtiyaç duyulması üzerine halk desteğiyle yapılmış ve halk baskısıyla açılmak mecburiyetinde kalınmış, Millî Eğitim Bakanlığı’nca denkliği kabul edilmiş, eğitim-öğretim alanında kendini ispatlamış nadide kurumlardır. Buna rağmen bu okullar birilerine her zaman dert olmuş, bazen de mertek çivisi gibi batmış; başarıları ise şekil-A’da görüldüğü üzere her zamanki gibi hazımsızlık sebebi olmuştur. Bazılarında bu hazımsızlık, ölçüsüz söylemlerle dışa vurmuştur.
İmam-Hatip Liseleri’nin açılış yıllarında da günümüzdeki gibi vehimlerine kapılıp laiklik ilkesi gereği karşı çıkanlar, ya da güya dini hassasiyetleriyle “Cumhuriyet İmamı” yetiştirilecek diye karşı çıkanlar vardı. İmam-Hatipler hakkındaki kara propaganda ve iftira kampanyaları o günlerden bu günlere ne bitti ne tükendi.
Kuruluş yıllarında bugünkü gibi TV kanalları, sosyal medya hesapları olmadığı için kara propaganda ve iftira kampanyaları tek bir elden, toplum içindeki bugünkü tabiriyle kahve köşelerinde “troller” vasıtasıyla yürütülüyordu.
İmam-Hatip Liseleri’nin kurulduğu günden bugüne kadar geçen süreçte, bazı kesimlerin rahatsızlıkları azalmak yerine artarak ve kronikleşerek devam etti. Herkesin dinini öğrenme ve yaşaması kişisel hak ve özgürlükler kapsamında anayasal bir hak iken, maalesef bu haklara varan alçakça müdahaleler ve vicdan sızlatan uygulamalar yapılmış ve yapılmaya da devam etmektedir.
Halkın yardımlarıyla yapıldığı için her biri halkın ortak malı ve bir nevi vakıf malı olan, İmam-Hatip Lisesi olarak devam etmek şartıyla Millî Eğitim’e devredilmiş bu okullara zaman içinde kapatılıp el konulmaya teşebbüs edildiği gibi, zaman zaman bu okulların üniversitelere ve kamunun birçok kurumuna girişi de yasaklanmıştır.
Yakın siyasi tarihimizde, 28 Şubatçı cuntacılarla iş tuttuğu; faşist ve “emredersiniz” teslimiyetçi uygulamalarıyla siyasi rakiplerince “Şerefsiz Onbaşı” diye isimlendirilen ve kumar borcu nedeniyle yumruk yiyen olarak tarihe geçen bir siyasi lider, “Siyasi hayatıma da mal olsa Kur’an Kurslarını ve İmam-Hatip Liselerini kapatacağım.” diyerek kendini ve partisini bitirmiştir. Bu ibretlik örnek, bugün de İslam’a doğrudan sataşmaya cesaret edemeyenlerin, yalan haberlerle altı doldurulmaya çalışılan manipülasyon teknikleriyle millî ve manevi değerlere saldırmasına zemin hazırlamaktadır. Sonu hüsranla ve yalancılığın tescillenmesiyle sonuçlansa da bu saldırılar hep yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir.
2025-LGS sınavında İmam-Hatiplerin başarısı tescillenince, bu defa herkesçe malum ama güya gizli bir el, bu sınavlarda İmam-Hatiplerin kayrıldığı ve pozitif ayrımcılık yapıldığı tezini işlemek adına bir dizi manipülasyona ve yalan habere tevessül etti. Bu düzmece haberin, 1965 Balıkesir Gönen doğumlu, Bandırma İmam-Hatip Lisesi ve İstanbul Tıp Fakültesi mezunu olan İYİ Parti Milletvekili Turan Çömez’in konuk olduğu bir TV programında yaptığı açıklamanın çarpıtılıp montajlanarak İmam-Hatip Liselerine bağlanmaya çalışılması, olayın ne kadar saçma olduğunu ispata yeter bir delildir. Gerçeklerin ortaya çıkma gibi bir huyu olduğundan, kısa sürede yapılanın yalan ve düzmece olduğu anlaşılmıştır.
Bin tane iddia, ispat edilmedikçe bir delil olarak kabul edilemez. Buna rağmen 2025-LGS sınavındaki İmam-Hatip Liselerinin başarısını hırsızlık ve şaibe ile perdelemeye çalıştılar. Ne garip bir tecelli ki bunu, kendisi de İmam-Hatip Lisesi mezunu olan, binlerce aday arasından Tıp Fakültesi’ni kazanmış ve bitirmiş Bandırma İmam-Hatip Lisesi mezunu Turan Çömez’in açıklamalarına dayanarak yapmaya kalkmaları, olayın ne kadar temelsiz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Kim sınav sorusunu çaldıysa, emek hırsızlığı yapıp haksız kazanç sağladıysa; yapanın, yaptıranın, aracı olanın ve göz yumanın Allah müstahakkını versin. Böyle bir yanlışı onaylamak veya makul görmek hiçbir akıl ve izan terazisine sığmaz.
Ancak başkasının hırsızlığının üstünü kapatmak için İmam-Hatip Liseleri gibi nadide ve toplumun göz bebeği okullara çamur atmak da kimseye bir şey kazandırmaz. Bu gerçek kabullenilmeli ve İmam-Hatip Liseleri’ne karşı yel değirmenlerine savaş açar gibi düzmece haberlerle gerçeklerin çarpıtılmasından artık vazgeçilmelidir.